HAMİSEN: Bir mektupta, buradaki hissiyatıma hissedar olmak arzusunu yazmıştın. İşte binden birini işit.

Bir gece, yüz tabakalık irtifada, bir katran ağacının başındaki yuvada, semânın yıldızlarla yaldızlanmış güzel yüzüne baktım; Kur’ân-ı Hakîmin  فَلاَ اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ – اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِ “Yemin olsun gizlenen ve açığa çıkan yıldızlara.” (Tekvir Sûresi,15-16 ayeti) kaseminde ulvî bir nur-u i’câz ve parlak bir sırr-ı belâğat gördüm. Evet, seyyar yıldızlara ve istitar ve intişarlarına işaret eden şu âyet, gayet âli bir nakş-ı san’at ve âli bir levha-i ibret, nazar-ı temâşâya gösteriyor.

Evet, şu seyyareler, kumandanları olan güneşin dairesinden çıkıyorlar, sabit yıldızlar dairesine girerek semâda yeni yeni nakışları ve san’atları gösteriyorlar. Bazan kendileri gibi parlak bir yıldıza omuz omuza verir, güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Bazan küçük yıldızlar içine girip bir kumandan suretini gösteriyorlar. Hususuyla bu mevsimde, akşamdan sonra, ufukta Zühre yıldızı ve fecirden evvel diğer parlak bir arkadaşı, gayet şirin ve güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Sonra, vazife-i teftişiyelerini ve nakş-ı san’atta mekiklik hizmetini ifadan sonra yine dönüp, sultanları olan güneşin şâşaalı dairesine girip gizleniyorlar.

Şimdi, şu hunnes, künnes tabir edilen seyyarelerle şu zeminimizi kâinat fezasında birer gemi, birer tayyare suretinde kemâl-i intizamla döndüren ve seyr ü seyahat ettiren Zâtın haşmet-i rububiyetini ve şâşaa-i saltanat-ı ulûhiyetini güneş gibi parlaklığıyla gösteriyorlar.

Bak bir saltanatın haşmetine ki, gemileri ve tayyareleri içinde öyleleri var ki, bin defa küre-i arz kadar bir cesamette ve bir saniyede sekiz saat mesafeyi kat’ eden sür’attedir. İşte, böyle bir Sultana ubûdiyet ve imanla intisap etmek ve şu dünyada ona misafir olmak ne kadar âli bir saadet, ne derece büyük bir şeref olduğunu kıyas et.(Mektubat)

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Kur’an’ın yıldızların doğuşu, batışı üzerine ettiği yeminin mücize ve belagatını gösteriyor. Üstad Hazretleri sema da gözlemlediği ince düşüncesini bizlerle paylaşıyor. Gökyüzünde yıldızların mükemmel, muazzam bir intizam ve ahenk üzerine hareket ettiklerini ve her hareketinde bir sanat ve bir nakış olduğunu ve bu sanatın ve nakşın da ustasına ve sanatkarına işaret edildiği izah ediliyor. Gezegen ve yıldızların güneş etrafında dönmeleri, bazen de onun yörüngesinden çıkar gibi yapıp farklı vaziyetlere girmeleri, hep hikmet ve ahenk üzeredir.

Ay, güneş, yıldızlar ve dev galaksiler sema dairesinde Allah’ın Celal ve azametini izhar ve ilan eden en büyük aktörlerdir. Hepsinin milyonlarca muhtelif vazifeleri vardır, ama en büyük vazifeleri Allah’ın büyüklüğüne ve kibriyasına şahitlik etmeleridir.

Bugün astronomi ilmi sema dairesinin sayısız hikmet ve gizemlerini çözüp insanlığın nazarına takdim ediyor. Güneşin içindeki bileşimlerden tutun dünyanın milim eğikliğinden mevsimlerin oluşmasına kadar, binlerce sema sırlarını bilimsel metotlarla ifşa ediyorlar. Sema dairesindeki bütün bu sırlar ve hikmetler Hakim ve Azim olan bir Müdebbiri bize gösterip ispat ediyor.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.