”Böyle acip ve muammâ-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında, elbette ve elbette böyle acaip bizi bekliyor. Böyle acaibi haber verecek, böyle harika ve fevkalâde mu’ciznümâ bir zat lâzımdır.

Hem bu zâtın gidişatından görünüyor ki, o görmüş ve görüyor ve gördüğünü söylüyor.

Hem bizi nimetleriyle perverde eden şu semâvât ve arzın İlâhı bizden ne istiyor, marziyâtı nedir; pek sağlam olarak bize ders veriyor.

Hem bunlar gibi daha pek çok merak-âver, lüzumlu hakaikı ders veren bu zâta karşı herşeyi bırakıp ona koşmak, onu dinlemek lâzım gelirken, ekser insanlara ne olmuş ki, sağır olup kör olmuşlar, belki divane olmuşlar ki bu hakkı görmüyorlar, bu hakikati işitmiyorlar, anlamıyorlar?”(On Dokuzuncu Söz)

Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa(ASM)’ın, Kâinat Yaratıcısından getirdiği, insanların sadece aklı ve duyguları ile çözemedikleri kainat sırlarını, Allah’tan aldığı doğru ve kati haberleri vahiy ile insanlığa, ders veriyor.

Allah Resulü (ASM) görüyor, gördüğünü söylüyor. Peygamber Efendimiz(ASM) vahiy meleği Cebrail’i görmüş, Mi’raç mucizesiyle bütün Sema tabakalarını gezmiş,arşı,kürsüyü,cennet ve cehennemi gezmiş. Ruyetullah’a mazhar olmuş. Ve bütün bunları insanlığa anlatmış.

İnsanlığa getirdiği en güzel ve en doğru hakikat; Allah’ın razı olduğu ve olmadığı şeylerin ne olduğudur. İnsanlığın en önemli ihtiyaç duyduğu ve muhtaç olduğu mesele; Allah hakkında doğru bilgiler ve O’nun bizden razı olduğu hallerdir.

İnsan bu fani dünya da yolcu. Yolun sonu ise belli. Ya Cennet, veya Cehennem. Allah Rasulünü (ASM) dinlersek yol Cennet olur.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.