ANADOLU’NUN MAHMUT AĞABEY’İ

Adıyaman’da saf,temiz,dürüst ve işinin ehli bir terzi. Terzi deyip geçmeyin eskiden giyim kuşam işi bu terziler eliyle yapılırdı. Mahmud Allahverdi Ağabey’de sevilen sayılan bir esnaf. İşyerinde bir yandan elbise dikerken, diğer yandan da Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin eserlerini tanıtan, okutan,dinleten bir insan. Üstad’la rüya da tanışan talebelerden biri de Mahmud Ağabey,1952 yılında Risale-i Nur’ları tanımış, Üstad’ı ilk defa 1956 yılında Isparta’da ziyaret etmiş ve elini öpüp duasını almış. O zaman rüyasında gördüğü zatın, Üstad olduğunu anlamış. Üstad’ın ” Niye zahmet edip gelmişsin kardeşim, Risale-i Nur’u okuyan benimle görüşmüş gibidir.” hitabına nail olmuş.

ÜSTAD’I ZİYARET

Üstad Hazretlerini daha sonra 1960 yılında tekrar ziyaret eden Mahmud Ağabey o günleri şöyle anlatmakta:
“Yine Üstadı görmek arzusuyla Isparta’ya hareket ettim. Sene 1960 Mart ayının ilk günü. Üstadın evine doğru giderken tam kapısına elli metre kala beni Zübeyir Ağabey karşıladı: ‘Kardeşim Mahmut’ dedi, ‘Üstad diyor ki: ‘Derhal gitsin, görüşme zamanı değil. Karşıdaki arsada bulunan jeepin içindeki iki polis nöbet tutuyor. Kapının ziline parmak basanı hemen çağırıyorlar, jeep içerisine alıp iki tokat atıyorlar, adres alıp bırakıyorlar, sana da böyle yapmasınlar’ dedi. Zübeyir Ağabeye dedim ki: ‘Üstadım Efendime söyleyin, burada kalmama müsaade etsinler, buranın şimdiki valisi Adıyaman’dan geldi; benim de çok samimi dostumdur. İnşaallah bu jeepi buradan kaldırtırım. ‘Peki’ dedi, gitti. Üstada anlatmış. Biraz sonra tekrar Zübeyir Ağabey geldi. ‘Peki Üstad müsaade etti’ dedi. Ve devamla, ‘Git jeepi kaldırt’ dedi. Ben vilâyete gittim. Nihayet Vali Bey,makamına geldi,görüştük. İlk sorusu ‘Hoş geldin, Üstadını ziyaret ettin mi?’ oldu. ‘Hayır’ dedim. ‘Niçin?’ dedi. ‘Beyefendi, kapısının önünde bir polis jeepi duruyor, iki polis içinde nöbet tutuyor. Üstadın kapısına yanaşanı ve zile parmak basanı jeepin içine çağırıp dövüyorlar, sonra da adresini alıp bırakıyorlar. Halbuki siz, ‘Hem o zatla görüşürüm ve hem de hürmet ederim’ demiştiniz. Hürmetiniz böyle mi olacaktı?’ dedim.

Vali Bey, ‘Benim jeepten haberim yok.”  dedi ve ‘ ‘Mahmut Bey, bu jeepi buranın emniyet müdürü benden habersiz koydurmuştur. Çünkü emniyet müdürü Halk Partilidir. Milleti hükümete küstürmek için bu tertibi yapmıştır’ dedi. Derhal telefona sarıldı, emniyet müdürünü buldu.

“Hoca Efendinin kapısının önüne o jeepi niçin koydunuz. Maksadın nedir, kargaşalık mı çıkartmaktır?’ vs. gibi daha başka ağır lâflar söyledi. ‘Derhal jeepi oradan kaldır bir daha görmeyeyim’ dedi.Bana döndü,’Git Üstadınla görüş, gel bize gideceğiz’ dedi.Ben oradan ayrıldım. Üstad Hazretlerinin evine geldim. Jeep kalkmış, ağabeyler çok sevinçli idi. Beni içeri aldılar. Üstad Hazretlerini odasına Zübeyir Ağabeyle girdik. Üstad Hazretleri yatakta yatıyordu. Biraz doğruldu, ‘Gel Mahmut’um gel’ dedi. Gittim elini öptüm. Başımı kucağına aldı, gözlerimden öptü. Mis gibi kokan göğsünü derin derin kokladım. Adeta bana hayat oldu. Sonra doğruldum, bana gösterdiği yere oturdum. Konuşmaya başladı: ‘Tahirî, Zübeyir, benim sesimin benden alındığına şahitsiniz, değil mi?’ Onlar, ‘Evet, Üstadım öyledir’ dediler. Üstad, ‘İşte sesim tekrar bana verildi. Mahmut kardeşle konuşmak için verildiği anlaşıldı. Biz de konuşacağız’ dedi. Benim de kat’î kanaatım budur ki, 1956’da görüştüğümüz zaman sesi o kadar az idi ki, Üstadla benim arama Zübeyir Ağabey girip, Üstadın ağzından çıkan kelimeleri ancak kendisi duyar, o da bana tekrar ederdi.

KÜFÜR YIKILMIŞTIR

“Bu görüşmemde ise hakikaten araya kimse girmediği gibi, odanın neresinde oturulsa sesi duyulabilirdi. Jeepin kaldırılmasından çok memnun olduğunu söyledi. Ben Vali Beyin selâmını kendisine tebliği ettim. Üstad, ‘Vali Ahmet Beyi sevdiğim için burada kalıyorum. Onu duama dahil ettim’ dedi. Ve devamla: ‘Kardeşim Mahmut, bu gibi hâdiseler, korkak ile cesuru, ihlâslı ile ihlâssızı tefrik içindir. Yoksa küfür yıkılmıştır. İçi boş bir ağaç gibi gövdesini muhafaza ediyor. En ufak bir rüzgârın esmesinde yıkılacaktır. Eğer biz bu vatanda olmasa idik, bolşevik baykuşları ötecekti.’

Üstad, ‘Babanı ve anneni Nur Talebeliğine kabul ettim’ dedi. Elini öptüm ve ayrıldım.”(Son Şshitler,Necmeddin Şahiner)

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir