Hz. Sa’d bin Ebî Vak­kas(RA) hayatında iken cennetle müjdelenen 10 sahabiden birisidir. Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla Müslüman oldu, müslümanların yedincisidir. Anne tarafından Peygamber Efendimiz(ASV) akrabası oluyordu. Peygamberimiz, “İşte benim dayım Sa’d. Böyle bir dayısı olan var mı?” diyerek ona iltifatta bulunurdu.

Hz. Sa’d, İslam’a bütün kalbiyle inanmış, emirlerine canla başla sarılmıştı. Tam bir iman eri ve bir İslam fedaisiydi. Fakat onun Müslüman olması, namaz kılması, Peygamberimize gönül verip onun sevgisini her şeyden üstün tutması, ona bağlılığı, annesini rahatsız etti. Oğlunu karşısına aldı. Dininden vazgeçme­sini istedi. İkna edemeyince başka bir çareye başvurdu. Hz. Sa’d’ı en za­yıf noktadan yakaladı:

“Allah’ın, hısım ve akraba ile ilgilenmeyi, anne ve babaya karşı iyi davran­mayı emrettiğini söyleyen sen değil misin?” dedi. Hz. Sa’d: “Evet, Allah biz Müslümanlara bunu emrediyor.” cevabını verdi.

Annesi bu cevap karşısında ümitlendi. Evde bulunan bir putun yanına vardı. Okşayıp sevmeye başladı. Sonra da putlar adına yemin ederek:

“Sa’d, sen Muhammed’in getirdiklerini inkâr etmedikçe, ben ne bir şey yerim, ne de içerim!” dedi. Sonra da putun arkasına geçip oturdu. Ne yemek yedi, ne de bir şey içti. Bu hâl birkaç gün devam etti.

Hz. Sa’d, annesine karşı son derece bağlıydı. Saygıda kusur etmezdi. Zaten annesi de bunu bildiği için böyle bir bahaneye yönelmişti. Böylece oğlunu İslamiyet’ten vazgeçireceğini ümit ediyordu. Fakat umduğunu bulamadı. Tam ak­siyle karşılaştı. Birkaç gün sonra ondan şu kararlı cevabı aldı:

“Vallahi anne iyi bil ki, 100 tane canın olsa, birer birer çıksa, ben yine dinim­den dönmem! Artık sen bilirsin. İster ye, ister yeme.”  Hz. Sa’d’ın bu kararlı tutumu karşısında çaresiz kalan annesi açlık gre­vinden vazgeçti.

Bu hadise üzerine, “Allah’a isyan” hususunda anne baba da olsa kula itaat edil­me­ye­ceğini açıklayan Ankebût Sûresi’nin 8. âyet-i kerimesi nazil oldu: “Biz insana, anne ve babasına güzel davranmasını emrettik. Eğer onlar, ilah olduğuna dair hiçbir delil bulunmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seni zor­layacak olurlarsa onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır; yaptıklarınızı o zaman Ben size haber vereceğim.”

Uhud Savaşı’nın en tehlikeli zamanında Peygamberimizin etrafında etten bir sur ören sahabilerden birisi de Hz. Sa’d bin Vakkas’tı. Peygamberimiz, Hz. Sa’d’ın düşmana karşı verdiği cansiperane mücadele karşısın­da elindeki okları ona veriyor, bir yandan da:

“At Sa’d, at! Annem babam sana feda olsun!” buyurarak onun için şöyle dua ediyordu:

“Allah’ım, onun attığını isabet ettir, duasını da kabul buyur!”

Peygamberimizle birlikte bütün savaşlara katılan Hz. Sa’d, Veda Haccı için Mekke’ye gitmişti. Orada hastalanıp yatağa düştü. Re­sû­lul­lah (ASV) bu mümtaz sahabiyi ziyaret etti. Hz. Sa’d:

“Yâ Re­sû­lal­lah, gördüğünüz gibi hastalığım ağırlaştı. Benim çok servetim var. Kızımdan başka da mirasçım yok. Serveti­min tamamını vasiyet edeyim mi?” dedi.

Peygamberimiz buna müsaade etmedi. Ancak üçte birini vasiyet etmesine razı oldu. Sonra da şöyle buyurdu:

“Üçte biri olur. O da az sayılmaz. Senin ma­lından verdiğin, sadakadır. Ama çoluk çocuğuna verdiğin şey de sadakadır. Hanımının senin malından yediği miktar da sadakadır. Şüphesiz ki aileni hayırla bırakman, onları başkalarına el açarken bırakmandan daha iyidir.”

Peygamber Efendimiz (ASV), O’na üzülmemesini, İslamiyet’e büyük hizmetlerde bulunacağını, birçok kavmin İslam’la müşerref olmasına vesile olacağını müjdeledi, ve şöyle dua etti:

“Yâ Rab, Sa’d’a şifa ver! Yâ Rab, Sa’d’a şifa ver! Yâ Rab, Ashâbımın Mek­ke’den Medine’ye dönüşünü tamamla!”

Gerçekten de Hz. Sa’d, o ağır hastalıktan kurtuldu. Hz. Ömer zamanında ordu kumandanlığına tayin edildi. Pek çok fetihte bulundu. Birçok insanın Müs­lüman olmasında büyük hizmetleri oldu

Hayatının sonuna doğru gözleri görmez olmuştu. Ziyaretine gelen biri:

“Sen, duası kabul edilen birisin. Kendin için de dua etsen ve gözlerin açılsa olmaz mı?” diye sordu.

Hz. Sa’d teslimiyet içerisinde şu cevabı verdi:

“Oğlum, Cenâb-ı Hakk’ın be­nim hakkımdaki takdiri, gözlerimin görmesinden daha iyidir!”

Hicret’in 55. yılında Hakk’ın rahmetine kavuşan Hz. Sa’d, vasiyeti üzerine Bedir Savaşı’nda giydiği gömlekle kefenlerek Cennet-i Baki mezarlığına defnedildi. Allah ondan razı olsun!

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.