Nazif Çelebi Ağabey’in oğlu olan Selahaddin Çelebi 1913 yılında İnebolu’da dogmuştur.30 yıldan fazla Nur hizmetinde bulunmuştur. Kastamonu ve Emirdağ Lahikalarında isminden ve hizmetlerinden çok bahisler vardır. Kendisinin de lahikalarda mektubu bulunmaktadır.
1936 yılında askerden terhis olan Selahaddin Çelebi,babasının yazdığı risalelerle birlikte Bediüzzaman Said Nursi
Hazretlerini ziyarete için Kastamonu’ya oradan da 6 kilometre uzaktaki Karadağ’a gider.Burada namaz kılan Üstad’ı gören Selahaddin Çelebi,yanına oturur ve namaz sonrası duasına ”amin” der.
Getirdiği risaleleri verince Üstad,”Sen hoşgeldin! Kardeşim, bu risalelerin tashihini yapayım.” der.Daha sönra ise,”Sen de yazı biliyormusun? diye sorar. Bir cümle yazdırır ve ”Maşaallah.. Keçeli güzel yazıyorsun. Sana bir risale verceğim yazar mısın?” der. Evet deyince,Üstad birden dokuza kadar Küçük Sözleri yazması için verir. Babası için de Onbir ve Onikinci Sözleri verir.
Böylece, Selahaddin Çelebi, babasıyla beraber hem Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerine talebe, hemde İnebolu’ya Nur Risalelerinin girmesine ve yazılmasına vesile olurlar.
Selahaddin Çelebi hatıralarında o günleri ise şöyle anlatıyor:
”İnebolu’da diğer arkadaşlarla risaleleri elle yazmaya devam ediyorduk. Sonra 1944 yılında İstanbul’dan teksir makinası alıp getirdik. İlk defa nurlardan Ayet-ül Kübra Risalesini teksirle çoğalttık. İlk nüshayı Üstad Hazretlerine götürdük. Üstad büyük bir sevinç gösterdi ve eserin sonuna şöyle yazdı.
”Ya Rabbi! Bir kalemle beşyüz nüsha yazan Nazif Çelebi ve mübarek yardımcılarını Cennet-ül Firdevs te mesut kıl.”
Risale-i Nur’ların elle yazılmasından 18 yıl sonra İnebolu’da teksir ile basılmaya başlanır. Böylece, Isparta’dan sonra Nurlar ”İnebolu baskısı” ismini alır.
Üstad Said Nursi İnebolu’dan yükselen bu teksir neşriyatıyla bayram eder ve ” Kahraman Nazif ve hakikaten Nazif ruhunda ve sadakatinde kendi arkadaşlarının makine ile ve sair cihette Nura hizmetleri, bu memleketi cidden minnettar edecek bir vaziyettedirler. Cenab-ı Hak,onları muvaffak eylesin,
amin”(Emirdağ Lahikası)
Selahaddin Çelebi’nin ilk tevkifi 1943 yılında Ankara’da olur. Oradan İnebolu cezaevine gönderilir. Babası Nazif Çelebi ve 10 arkadaşıyla beraber Denizli’ye sevkedilir. Bir gün sonra Üstad, kibrit kutusu içinde bir kağıda ”Hoşgeldiniz”yazılı bir pusula gönderir.Babasıyla beraber Denizli hapsinde Üstad’la beraber kalır. Beraatten sonra Üstad’ın oteldeki hizmetlerini görür.
1948 de yine babasıyla beraber Afyon hapsinde Üstad’la birliktedir.Üstad hem babası hem kendisi için ”Nur’un kahraman şakirtleri”(Lem’alar 26Lema)ifadesini kullanmıştır.
Selahaddin Çelebi’nin kendi hatıralarından birisi:
” Üstad’ın ağaçtan yapılmış bir kaşığı vardı. Sapı kırılmış ince bir çivi ile perçin yapmışlardı. Ben çarşıdan güzel bir kaşık aldım. Ağaç kaşığı da çöpe attım. Akşam yemeğini götürdüğümde,o kaşığını sordu. Ben de ”Efendim eskimiş,kırılmıştı,çöp sepetine attım.” deyince. Üstad bana döndü:
”Benim otuz senelik arkadaşımdı. Onun kıymetine paha biçilir mi? Derhal bul getir.” dedi.
Hemen çöp sepetine koştum,aynen duruyordu,aldım,suda kaynattım,ve o kaşığı getirdim.”(Son şahitler,N.Şahiner)
Nur’un kahramanları içinde yer alan,uzun yıllar iman ve Kur’an hizmetinin içinde bulunan Selahaddin Çelebi Ağabey, 9 Ocak 1977 de vefat etmiştir, kabri İnebolu’dadır. Nurkoy olarak kendisine Allah’tan rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.