Hatice bint-i Hüveylid veya Haticetü’l-Kübra,Hz. Muhammed Mustafa (SAV)in ilk eşi ve ilk Müslüman olan hanımdır. “Ümmü’l Müminin” müminlerin annesi adıyla anılır. Kureyş eşrafından olan Hazret-i Hatice (RA) cahiliyet döneminde “Tahire” ünvanı ile anılmıltır. Peygamber Efendimiz (SAV) ona “Kübra” lakabını takmıştır. Peygamber Efendimiz (SAV)in İbrahim dışındaki tüm çocukları ondan dünyaya gelmiştir. Erkek çocukları Kasım ve Abdullah kız çocukları ise, Zeynep, Rukayye (Rukiye), Ümmü Gülsüm ve Fatıma’dır.

Rasûlullah’ın (SAV) ilk hanımı olan Hz. Hatîce (RA), asâleti, güzelliği, zekâsı, yumuşak huyluluğu ve serveti ile Kureyş kadınlarından üstün bir durumda idi. Kendisini câhiliyye döneminde bile muhafaza etmiş,tertemiz bir hayat yaşamıştır. Bu nedenle Mekkeliler onu ‘Tâhire’ lakabı ile anıyorlardı.

Hz. Hatice (RA), ilklerin ilkiydi. İk eş,ilk mümin. Peygamber Efendimiz (SAV), Cebrail’den namaz kılmayı öğrenir öğrenmez ilk olarak ona koştu. Namazı ilk ona öğretti. İlk kez ona imam oldu ve cemaatle ilk namazı onunla kıldı. Asil ve faziletli bir hanımefendi olan Hatîce Validemiz, Rasûlullah (SAV) ile evlendikten sonra tüm servetini İslâm’ın yayılması için harcayıp tüketmişti.

Hz. Hatice Efendimiz (SAV)in can yoldaşı, hayat arkadaşı, sırdaşı, ve öğrencisiydi. 25 yıl süren evlilikleri boyunca onu bir an olsun üzmedi, bir kere bile kalbini kırmadı. Bu harika içtenliğin karşılığı olarak Allah O’na selam yolladı. Bir defasında Cebrâil Resûlullah’a gelerek Hatice’ye hem Cenâb-ı Hakk’ın hem de kendisinin selâmını söylemesini ve ona içinde hiçbir gürültünün, çalışıp yorulmanın bulunmadığı oyulmuş inciden yapılma bir köşkün verileceğini müjdelemesini bildirdi (Buhârî, “Umre”, 11).

Hz. Hatice(RA)annemiz müşriklerin zulmü karşısında Efendimiz’i hiç yalnız bırakmadı. İlk müslümanlar boykota maruz kalınca, Hz. Hatice (RA) boykot vadisinin kanatsız meleğiydi. Varını yoğunu, neyi var neyi yoksa eski ve yamalı elbiseler içinde boykota maruz kalmış müminlere harcıyordu. Hatta Hz. Fatıma’ya hazırladığı çeyizi bile, bu açlık günlerinde müminlere bağışladı. Boykotun son günlerinde açlıktan benzi sararmış ve yamalı vücudunu ancak örten bir elbiseyle Efendimiz (SAV)in huzuruna çıktığında, Efendimiz gözyaşlarını tutamamıştı.
Üç yıl süren ambargo sona erdiğinde Hz. Hatice’nin takati kesilmiş, hastalanarak yatağa düşmüştü. Hazreti Hatice, tüm servetini ve mal varlığını İslam yolunda cömertçe tüketmiş canından başka verecek bir şeyi de kalmamıştı.

Hz. Hatice (RA) hicretten üç yıl önce ve altmış beş yaşında iken Mekke-i Muazzama’da Efendimiz (SAV)in kolları arasında bu fani dünyaya gözlerini kapadı. Hazret-i Resul-ü Kibriya Efendimiz (SAV) ilk önce kendi cübbesi ile ve daha sonra cennet cübbesi ile Hz. Hatice’yi (RA) kefenleyerek Mekke’nin “Hücun Dağı” eteklerindeki Mualla türbesindeki kabrine kendi elleriyle yerleştirdi.

Peygamber Efendimiz SAV), Hatice Annemizi vefat ettikten sonra da asla unutmadı. Bir gün Hazret-i Hatice’nin kardeşi Hâle Efendimiz (SAV)i ziyarete gelmişti. Sesini Hazret-i Hatice’nin sesine benzeten Efendimiz (SAV) heyecanlanıp ayağa kalkmış “Sesin ne kadar benziyor O’na!” deyince orada bulunan
Hz. Aişe Annemiz “Allah sana ondan hayırlısını verdi!” demişti. Sevgili Efendimiz buğulu gözlerle validemize şefkatle bakarak şu sözleri söyledi:

“Ey Aişe! Ben (kadınlar içinde) Hatice’den daha üstün olana nail olmadım; tüm insanlar inkar ederken, o bana inandı; herkes beni yalanlarken, o “sen doğrusun çekinme ve devam et” dedi. Herkes beni yalnızlığa terk ederken, o sadece imanı ve sevgisiyle değil, malıyla da bana destek oldu. Bu uğurda maddi varlığını feda etmekten geri durmadı. Bana her şartta sahip çıktı ve üstelik çocuklarımın anasıdır.”

Hazret-i Hatice (RA), Hazret-i Fatıma (RA)ın annesidir. Hazret-i Hasan (RA) ve Hazret-i Hüseyin (RA)ın da nenesidir. Hazret-i Allah, Efendimiz (SAV) e Hazret-i Hatice (RA) evlat verip, neslini bu seçilmiş insanla devam ettirmiştir.

Efendimiz (SAV)bir gün eliyle göğü ve yeri işaret ederek;
“Göklerin en hayırlı kadını İmran’ın kızı Meryem, yeryüzünün en hayırlı kadını ise Hüveylid’in kızı Hatice’dir” (Buhari, “Menakibu’l Ensâr”, 20; Müslim, “Fezâilü’s-Sahâbe” 69) buyurdu ve gayet veciz bir ifadeyle onun tartışılmaz üstünlüğünü dillendirdi. Allah ondan razı olsun.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.